Mushafuk
‹Mushafuk

سورة الفاتحة

1

أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ ﴿13﴾

أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ ﴿14﴾

كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ ﴿15﴾

نَاصِيَةٍ كَـٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍ ﴿16﴾

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ ﴿17﴾

سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ ﴿18﴾

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۩ ﴿19﴾

بِّسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِنَّآ أَنزَلْنَـٰهُ فِى لَيْلَةِ ٱلْقَدْرِ ﴿1﴾

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ ﴿2﴾

لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ﴿3﴾

تَنَزَّلُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ﴿4﴾

سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطْلَعِ ٱلْفَجْرِ ﴿5﴾

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَمْ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ ﴿1﴾

رَسُولٌ مِّنَ ٱللَّهِ يَتْلُوا۟ صُحُفًا مُّطَهَّرَةً ﴿2﴾

فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ ﴿3﴾

وَمَا تَفَرَّقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ ﴿4﴾

وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ۚ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ ﴿5﴾

Ali Özek ve diğerleri

96:13 Ne dersin o (men eden, Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa!

96:14 (Bu adam) Allah’ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi!

96:15 Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden),

96:16 o yalancı, günahkâr alından (perçemden) yakalarız (cehenneme atarız).

96:17 O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın.

96:18 Biz de zebanileri çağıracağız

96:19 Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et ve (yalnızca O’na) yaklaş!

97:1 Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.

97:2 Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?

97:3 Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.

97:4 O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.

97:5 O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.

98:1 Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehli kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

98:2 (İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen bir elçi o tertemiz sahifeleri okumaktadır.

98:3 O sahifelerde en doğru hükümler vardır.

98:4 Kendilerine kitap verilenler ancak O açık delil (peygamber ) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler .

98:5 Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.