وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ ﴿23﴾
يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى ﴿24﴾
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ ﴿25﴾
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ ﴿26﴾
يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ ﴿27﴾
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً ﴿28﴾
فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى ﴿29﴾
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى ﴿30﴾
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ﴿1﴾
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ ﴿2﴾
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ﴿3﴾
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ ﴿4﴾
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ﴿5﴾
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا ﴿6﴾
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ ﴿7﴾
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ ﴿8﴾
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ﴿9﴾
وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ ﴿10﴾
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ ﴿11﴾
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ ﴿12﴾
فَكُّ رَقَبَةٍ ﴿13﴾
أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ ﴿14﴾
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ﴿15﴾
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ﴿16﴾
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ ﴿17﴾
أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ﴿18﴾
Ali Özek ve diğerleri
89:23 O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!
89:24 (İşte o zaman insan:) «Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!» der.
89:25 Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
89:26 O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz.
89:27 Ey huzura kavuşmuş insan!
89:28 Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön.
89:29 (Seçkin) kullarım arasına katıl
89:30 ve cennetime gir!
90:1 Bu beldeye yemin ederim ki,
90:2 Sen bu beldedesin, yemin ederim ki
90:3 babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki,
90:4 biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
90:5 İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
90:6 «Pek çok mal harcadım» diyor.
90:7 Kimse onu görmedi mi sanıyor?
90:8 Biz ona iki göz, vermedik mi?
90:9 Bir dil ve iki dudak vermedik mi?
90:10 Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?
90:11 Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
90:12 O sarp yokuş nedir bilir misin?
90:13 Köle âzat etmek
90:14 veya açlık gününde doyurmaktır.
90:15 Yakını olan bir yetimi
90:16 veya açaçık bir yoksulu.
90:17 Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır.
90:18 İşte bunlar sağdakilerdir.